 |
Kaskınızı Taktınız mı? |
| Cemal BATTAL |
“Terli terli su içme”, “belini açık bırakma”, “kalın giyin” ve buna
benzer birçok kelime hayatımızda bizlere yüzlerce kez söylenmiştir.
Yani çocukluğumuzdan beri hep tedbirimizi önceden almamız söylendi. Ama
yaptık mı?? Motorsiklet kullanırken kask takmakta bana tamamen aynı
görünüyor. Yani her yerde muhakkak kask takılması ile ilgili haberler
yapılıyor hatta motorsiklet satıcısı firmalara motor alındığı takdirde
kaskın hediye olarak verilmesi gerektiğini yazanlar bile var
gazetelerdeki köşelerinde.
Nereye geliyorum??
Kask takmamak gibi yapılacak bir tedbirsizliğin neler ile
sonuçlanacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Onun için her motorsiklet
ile ilgili yazıda muhakkak takın demeyi kimse ihmal etmiyor. İşin en
komik tarafı ise hala ama hala kasksız dolaşan motorsiklet
kullanıcıları var. Birşey oluyor mu? %99 hayır tabii ki. Üstelik kask
ile gezenler eziyet çekerken onlar yazın ferah ferah dolaşıyorlar. Ama
%1 gibi bir oran var ki işte onlara ne olduğunu bildiğiniz için yazmak
bile istemiyorum. Şimdi niye bunları yazdım derseniz? Çünkü benim
gözümde araştırma ile kask arasında tek bir fark var. O da malesef
araştırmayı motorsiklet sürerken kafanıza takamıyorsunuz. Araştırma
sizi alacağınız bir aksiyon öncesi, düşünülen stretejik adımların
atılmasından önce veya genel olarak şirketinizin gittiği yön ile ilgili
olarak önceden bilgirendirir. Yani yolunuza kask ile devam etmenizi
sağlar. Şimdi örnek olarak düşünelim, elinizde yeni bir ürününüz var.
Bunu şirket içinde çok beğendiniz ve çeşitli alternafiflerden bunun
doğru olduğunu çıkardınız. Sonra ambalajını hazırladınız ve renk olarak
pazarlama direktörünüz beğendiği rengi onayladınız ve sahaya çıktınız.
Birkaç olasılık var; evet çok başarılı olabilirsiniz, biraz başarılı
olursunuz, başarısız olursunuz ve son olarak çok kötü çuvallarsınız.
Çok kısaca kaska geri dönüyorum. Kaskınızı takmadan atladıız
motorsikletinize; iyiki takmamışınız serin serin gittiniz, düştünüz ama
allahtan birşey olmadı, düştünüz ve malesef boynunuz incindi, düştünüz
ve… Şimdi araştırmamızı takalım...
Aynı ürün örneğini alıyorum. Ürün alternatifleriniz var ve siz
tüketicinin hangi ürünü beğeneceği ile ilgili araştırma yaptınız ve bu
araştırma esnasında ürünün rakiplere göre eksikliklerini de görebilecek
bir çalışma tasarladınız. Bu çalışma sonrasında doğru ürünü seçerek
bunun eksikliklerini kapattınız. Böylelikle rakibinin yanında
güçlendirmeye çalıştınız. Sonra ambalajı sorun oldu. Ürünün katagorisi,
rakip ürünler kıyaslanarak bir çalışma ile tüketicinin ilgisini çekecek
bir ambalaj tasarımı ve rengi seçtiniz. Sizce şimdi bu ürün daha
güvenli değil mi? Tıpkı kaskını takmış bir motorsikletçi gibi değil mi?
(Tabi ki sadece kask ile olacak değil.
Sizin eğer motorsiklet ehliyetiniz yok ise veya alkollü
kullanırsanız kaskın da yapacak birşeyi olmayabilir.) Aslında hepimiz
biliyoruz araştırmanın önemini ama malesef gerek bütçe, gerek zaman
veya başka sebeplerden dolayı yapmıyoruz. Bazen sanırım kasksız ve
serin serin gitmek daha cazip geliyor. Araştırma sizin önünüze çıkacak
sorunlara önceden hazırlıklı olmanızı sağlar. Bu araştırmalar
doğrultusunda geliştireceğiniz stratejiler ise çok daha verimli ve
sağlıklı olur. Şu anda artık markalaşmış olan firmaların hiç biri
araştırma yaptırmadan bir adım bile atmak istemiyor. İngiltere,
Amerika, Almanya, Japonya, Fransa gibi ülkelerde araştırma harcamaları
oldukça yüksek. Aynı durum aslında Türkiye içinde geçerli multinational
firmaların araştırma bütçeleri malesef yerli firmaların kat kat
üzerinde. Büyümek, markalaşmak, gelişmek veya lider olmak yolunda
araştırmanın önemi çok ama çok büyük. Bu yolda ufak hatalar bile tölere
edilemiyor ve ciddi ciro kayıplarına neden oluyor. Onun için bu ciro
kayıplarını minimumda yaşamak için ARAŞTIRMANIZI TAKMADAN ÇIKMAYIN
diyorum.
Sevgilerimle
Cemal BATTAL
DAP Marketing Research
Genel Md. Yard.
|